Çağan Irmak’ın beni Issız Adam ile şaşırtmasından sonra son yumruğu da Morgan Freeman ve Jack Nicholson‘dan yedim. 2007 sonunda çıkmış ama biz feci halde atlamışız bu filmi. Senaryo bir klasik ancak işleniş ve oyunculuk inanılmaz. İki büyük üstadın oyunculuğundan çok etkilendim. Hani bu kadar klişe bir senaryodan böyle soluksuz izletecek, hemen her sahnesinde hayat dersi olan bir film nasıl çıkar dememek işten değil.
Şimdi ya da Asla‘yı eğlenerek izlemeye başlayıp sulu sulu gözyaşları ile tamamladım. Uzun zamandır bir filmin sonunda ağlamamıştım. İnternet’te filmle ilgili kim ne yazmışa bakarken filmin Ekşi Sözlük’teki kaydına da göz attım; anlaşılan herkes aynı durumda. Henüz seyretmemiş olanlara ölmeden önce yapılacaklar listelerine bu filmin izlenmesini yazmalarını öneririm. Fragmanı YouTube’da varmış, YouTube’un devletimiz tarafından yasaklanmadığı günlerde izleyebilirsiniz:
Evde oldukça yoğun film seyrediyoruz, mümkün olduğunca DivX’e falan rağbet etmeyip DVD’lerinin çıkmasını bekliyor ve öyle seyrediyoruz. Bakış Açısı (Vantage Point) de böyle seyrettiklerimizden birisi oldu; gün akşam büyük bir keyifle izledik. Amerikan Başkanı’na suikast artık cılkı çıkmış bir konu olmasına rağmen Bakış Açısı’nda güzel işlenmiş. İzlerken 3-5 dakikalık bile ara veremedik desem yeridir. Merak edenleri için fragmanı aşağıda:
Çağan Irmak, gene beklemediğim şekilde, bizi acayip coşturdu. Babam ve Oğlum’da az gözyaşı dökmemiştim ama Issız Adam pek bir başkaydı. Dün gece Panora’da izlemeye gittik. Açıkçası Ne Çağan’dan ne de Issız Adam’dan hiç bir beklentim yoktu; sadece eşlerimizin mutlu olacağını düşünerek arkadaşlarımız ile gitmiştik. Hatta terbiyesizlik edip film izlerken bayları yan yana bile dizdik, biz bu filmi seyretmeyiz, geyik yaparız diye.
Çok büyük bir hata yapmışız, Çağan’ı (yine) hafife almışız. Kardeşim o nasıl bir filmdir öyle, o nasıl bir senaryodur Allah aşkına; tek kelimeyle muhteşemdi. İlk 20-30 dakika oyunculuk konusunda da endişelendik ama özellikle filmin ikinci yarısındaki oyunculuk inanılmazdı; bayıldık. İzlemeyenler mutlaka izlesin, ben film tekrarlarını sevmediğim halde tekrar seyretmeye mi gelsek? diyordum çıkarken.
Çağan’da erkek beyni mi kadın beyni mi var çözemedik; filmin senaryosunun genel çerçevesinin (bekar bir erkeğin yaşamı, bağlanma korkusu vb.) bir kadın beyninden çıkma ihtimali (en azından bu biçimde anlatılarak) ne kadar yoksa detayların da bu kadar iyi bir erkek beyni ile tariflenmesi beklenmezdi. Film sonrasında, biraz da Çağan’a ayıp ederek acaba Çağan gay olabilir mi? geyikleri de yapmadık desem yalan olur.
Film çıkışında azıcık içmek için gittiğimiz Branca‘da çalan Ayla Dikmen ve Nil Burak şarkıları film sonrasında da ambiansı uzun süre devam ettirmemizi sağladı. Nefis bir geceydi. Özet olarak bu filmi seyredin, hatta hiç beklemeyin.