Kaynak Kod Denetimi Isınıyor

Kasım 2nd, 2007
Otomatikleştirilmiş kaynak kod güvenlik denetimi projeleri hız kazanıyor. Fortify ile Temmuz ayında başlattığımız işbirliği sonrasında yazılım güvenliği ile ilgili Pro-G hizmetlerine yeni bir tanesini ekledik; yazılım kaynak kodlarının statik analizi yoluyla güvenlik problemlerinin tespit edilmesi.

Görev kritik yazılımları olan, içeride ya da dış kaynaklı yazılım geliştiren hemen her kuruluş kendilerine bir kaç dakika içerisinde yazılımları içerisindeki güvenlik problemlerini belgeleyen ve iyileştirme önerileri sağlayan otomatikleştirilmiş kaynak kod güvenlik denetimi hizmetlerimize büyük bir sempati ile yaklaşıyor. Yalnızca bir kaç saat içerisinde kuruluşlara ait kaynak kodları inceleyip sonuçlarını değerlendirmeye başladığımızda hemen her kuruluş sonuçları hayretle karşılıyor. Çok kabaca, Java ve .Net uygulamaları için her 1000 satırda 20-25 problemli nokta bulunuyor. Bu araç yokken elle-gözle yaptığımız kaynak kod güvenlik incelemelerini düşündükçe gülümsüyorum, eskiden çok verimsiz ve maliyetli süreç bugün ne hale geldi…

Cumhuriyet Bayramı’mız Kutlu Olsun

Ekim 28th, 2007
Cumhuriyet Bayramı’mız hepimize kutlu olsun. Bu zor (ve giderek zorlaşan günlerimizde) tüm Türk’lerin ancak bu ülke ve bayrak var ise var olabileceğimizi, dünyanın neresine gidersek Türk olduğumuzu ve Türk muamelesi göreceğimizi algılamasını diliyorum. Bu Cumhuriyet için çok büyük bedeller ödendi ve ödenmeye devam ediyor; ne pahasına olursa olsun eşkiyaya ve/veya bölücüye verilecek toprağımız yok, olmayacak. İnşallah hep birlikte bu bayramı daha öncekilerden daha görkemli kutlayacak ve Cumhuriyetimiz’i yıkmaya çalışacak herkese iyi bir gözdağı vereceğiz.

IBM Yazılım Zirvesi’nde Web Servisleri Güvenliği Sunumu

Ekim 21st, 2007
Datapower - XS40

Biraz geç kaldığımın farkındayım ama yine de etkinliğe katılma ihtimali olan Ankara’lılar için haber vereyim istedim. Bir son dakika ayarlaması sonucunda yarın IBM’in Ankara’da gerçekleştireceği Yazılım Güvenliği Zirvesi’ne konuşmacı olarak katılacağım.

Web Servisleri Güvenliği ve Datapower ürün ailesi ile ilgili bir sunumum olacak. Web servislerinin performans, güvenlik ve yönetilebilirlik problemlerinden ve Datapower ürün grubunun bunu nasıl adreslediğinden söz edeceğim sunumun özellikle yazılım uzmanlarının ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Etkinliğe katılacaklardan blogumu okuyanlar varsa görüşmek de isterim.

Bu etkinlikle birlikte haftanın ilk iki gününde iki sunumum oldu; pazartesi IBM etkinliğinde web servisleri güvenliği ve Datapower ürün grubu, salı ise McAfee ile düzenlediğimiz etkinlikte Zafiyet Yönetimi ve Foundstone ürün grubu üzerine konuşacağım.

McAfee ile FoundStone Etkinliği

Ekim 17th, 2007
Haftaya salı günü (23 Ekim) öğleden önce İstanbul Hilton Oteli’nde McAfee ile birlikte bir Foundstone etkinliği düzenliyoruz. Zafiyet taraması (vulnerability scanning) konusunu tartışacağımız, bu alanın lider ürünü Foundstone’u anlatacağımız ve demosunu yapacağımız bu etkinlik ile zafiyet yönetimini tekrar kuruluşların gündemine getirmeye çalışacağız. Yarım günlük bu etkinliğe katılım için oldukça az yerimiz kaldı, katılmak isteyenler bana e-posta gönderebilirler. Bu etkinlik vesilesi ile uzun zamandır göremediğim arkadaşlarımla da buluşacağım.

Bilgi Sızması Kontrolü Isınıyor

Ekim 8th, 2007

Bundan bir yıl kadar önce kritik bilgilerin kuruluş sınırları dışına sızmasının kontrol altına alınmasını sağlayan teknolojileri incelemeye almış ve bu konuda çalışan lider firmalar ile haberleşerek onlar ile Türkiye pazarında neler yapabileceğimizi değerlendirmeye çalışmıştım. Her zamanki gibi (bkz. Burak ve Sygate, Burak ve PointSec, Burak ve Bharosa) burada da konsolidasyon tam gaz devam ediyor, zemin gene değişti.

McAfee bu alanın niş oyuncularından birisi olan Onigma’yı alarak kapıyı açtı, Websense PortAuthority’i satın alarak devam etti. Kısa bir süre önce RSA (EMC) gidip Tablus’u aldı ve bugün gecikmiş şekilde öğrendim ki Raytheon da OakleyNetworks’ü almış. Diğerleri değil ama Raytheon’un Oakley’i alması beni çok şaşırttı; onların bu alana gireceklerini biriis söylese inanmazdım. Türkiye’de kimler var bu alanda derseniz McAfee ve Websense’in olduğunu, azıcık ittirir ve uyandırırsanız EMC’nin de olduğunu (ya da olacağını) söylemek mümkün.

Symantec Endpoint Protection (SEP)

Ekim 8th, 2007

Symantec sonunda adam akıllı bir antivirüs yapmayı başardı. Pro-G’yi kurduğumuzdan bu yana antivirüs konusunda Symantec’ten hep uzak durduk. Bilgisayarı sürüm sürüm süründüren Symantec antivirüs sonunda Symantec’in Sygate’ten aldığı teknolojiler ile birleşerek Symantec Endpoint Protection (SEP) adı ile piyasaya sunuldu.

Bu aletin içerisinde bir antivirüsten oldukça fazlası var. Güvenlik duvarı, IPS, çevre birim kontrolü (USB, bluetooth, CD/DVD vb.) ve uygulama kontrolü özellikleri eklenmiş bir antivirüs var. Bu özelliklerin tümü çalışıyorken bile eski Symantec antivirüslerden çok daha az yer kaplıyor ve bilgisayarı ciddi biçimde daha az yoruyor. Eğer siz de benim gibi bu konuda Symantec’ten hep uzak durduysanız bilin ki durum değişti. Pek çok müşterimiz SEP kullanmaya başladı ve hepsi çok memnunlar.

Blink

Ekim 8th, 2007
Blink son dönemde okuduğum en keyifli kitaplardan birisi. BusinessWeek’in en iyi iş kitapları listesinden uzun bir süre inmemesinden belliydi sıkı bir kitap olduğu ama ben yine epey geciktim; yetişemiyorum okumaya. İki ay kadar önce aldım ama 3-5 kitabı paralel okurken ancak geçtiğimiz hafta sonu bitirebildim. Herkese şiddetle öneririm. Kitapla ilgili bilgi/yorum için WikiPedia ve yazarı Malcolm Gladwell’in web sitesini öneririm.

Yazılım Güvenliği için Statik Analiz

Eylül 9th, 2007

Pro-G olarak Türkiye temsilciliğini yürüttüğümüz Fortify’ın iki uzmanının yazdığı Secure Programming with Static Analysis kitabı bir kaç ay önce yayınlanmıştı. Madrid’e eğitime gittiğimizde Sezai ile kitaplardan birer tane edinmiştik. Kitap tek kelime ile muhteşem. Kitabı ilk gördüğümde bolca Fortify reklamı olacağını düşünmüştüm ama kitap statik analizin teorisinden ve modellerinden başlayarak nasıl zafiyet taraması için kullanılabileceğine kadar akla gelen tüm yönlerini kapsıyor. Yazılım güvenliğine ilgi duyanlar için konuya farklı açıdan bakış sağlayacak bu kitabı okumalarını öneririm.

Kubuntu Geçişi

Eylül 9th, 2007

Uzun zamandır yazamamıştım, tekrar ısınmak için bunu yazayım dedim. Geçen hafta içi bilgisayarıma yeni bir sabit disk aldım, 80GB’lık diskimi 160′a çıkarttım. Yeni dizüstüne Korhan, Savaş, Selami, Ülkem ve Sezai’nin katkıları ile Kubuntu kurduk. Aslında ben de kurmadım, disk montajı dahil tüm işleri arkadaşlarım (sağolsunlar) ben dışarıda toplantıdan toplantıya koştururken hallettiler. Yeni hali eskisinden iyi oldu. Sezai’nin non-persistant diskli Windows XP vmware imajı ayrı bir bomba oldu, artık hiç kirlenmeyen bir Windows VM’im de var.

THY ile İspanya Seyahati Anıları

Ağustos 4th, 2007
Geçtiğimiz pazar bizim ekibin yazılım geliştirme yöneticisi Sezai Yılmaz ile Fortify eğitimi için İspanya’ya gittik, perşembe akşamı da döndük. Vakit bulursam (bu ara pek sıkıntılıyım) İspanya ile ilgili de yazmak isterim ama unutmadan THY ile ilgili anılarımı kaydetmek istedim, unutmak istemiyorum.

Hem gidiş hem de dönüşte birlikte seyahat ettiğimiz THY kabin ekibinin ciddi İngilizce problemleri vardı, uluslararası uçuşlarda bunu gördüğüme çok şaşırdım. Gidişte İspanyol yolculara chicken or pasta diyeceğine chicken your pasta deyip cevap almayı bekleyen hostes içimi cız ettirdi. Düzeltmek için müdahale etsem ukala damgası yiyeceğim diye müdahale de edemedim ama chicken your pasta? sorusuna aval aval bakan yabancıların durumu da tahmin edemeyeceğiniz kadar komikti.

Gidişte kabin ekibinden bir beyefendi ile ahbap oldum, yeni laptop almış. Laptop’ının ses kartı problemlerini giderdim, karşılığında bizi business class boş, sizi oraya alayım rahat edersiniz dedi ama kendime yediremedim; gitmedik. Onun yerine bize çok sayıda korsan film kopyaladı. Yolda ve İspanya’da kaçırdığım filmlere vakit ayırma imkanı buldum. Casino Royale ve The Detonator’ı seyrettim, her ikisi de çok iyiydi; diğerleri sırasını bekleyecek.

Dönüşte Madrid’de hava alanında tek sürünen yolcu grubu THY yolcularıydı. Sadece check-in sırasında 45 dakika beklemek zorunda kaldık, hiç bu kadar beklememiştik. Dönüş yolunda da hosteslerin ingilizcesi ciddi şekilde zayıftı, yolcuları ile güç bela anlaştılar.

Yolculuğun en rezil tarafı ve THY’nin ingilizce bilmeyen kabin ekibinden çok ama çok daha beter ayıbı İstanbul’dan Ankara’ya dönüşte hava alanında beklememizdi. 21:00 uçağı için salona 20:40′ta gittik. Saat 21:00′a kadar tehir anonsu yapılmadı, saat 21:05′te bir hanımefendi lütfetti geldi ve 21:20′de uçağa binebildik. THY tehir duyurusu yapmadığı için resmi olarak zamanında kalkış performansını da (sanırım) bozmamış oldu, olan bize oldu.

Parası ile bilet satıyorlar, alıyoruz, kalkış gecikiyor ve bize hiç bir açıklama yapılmıyor, sonunda THY kağıt üzerinde gecikmiyor ve performansı üst düzeyde kalıyor. Yaşasın THY, yaşasın bize çektirdiği rezillik.