is the early bird
Dec 16th, 2008 Posted in Geyik | no comment »is the early bird
Dayıoğlu GünlüğüBurada süper bir slogan vardı, sildim.
|
![]() |
Zor zamanlarda bankacilikta teknoloji acilimlari: http://tinyurl.com/6kjomx
sabah mahmurlugunda BaseCamp ve BackPack idmanlarina devam
Hala görmemiş olanlarınız olabilir diye düşünerek iletiyorum ve ara ara CollegeHumor‘a göz atmanızı öneriyorum. İyi bayramlar…
Huzeyfe’den duydum, pek nezihmis: http://cntlm.awk.cz/
Get the red pill, get the blue screen. Awesome! http://tinyurl.com/6×5fvq
is drafting security policies
![]() |
Çok sevdiğim bir dostum dün akşam dünyaca ünlü yatırım analisti ve girişimci Dr. Marc Faber‘in ABD ekonomisi ile ilgili aşağıdaki yorumunu paylaşmış. Çok sevimli bu yorumu sizlerin de değerlendirmesine sunayım dedim. Bu arada, Faber, fotoğrafından da görülebileceği gibi kelli felli bir adamdır: |
Federal Hükümet her birimize $600 iade (rebate) gönderiyor. Biz bu paraları Wal-Mart’ta harcarsak paralar Çin’e gidiyor. Eğer benzin alırsak Araplara gidiyor. Eğer bilgisayar alırsak Hindulara gidiyor. Eğer meyve ve sebze alırsak Meksika, Honduras ya da Guatemala’ya gidiyor. İyi bir araba alırsak Almanya’ya gidiyor. Eğer lüzumsuz ıvır-zıvır alırsak Tayvan’a gidiyor ve hiç birisi Amerikan ekonomisine yaramıyor. Bu parayı evde (ABD’de) tutmanın tek yolu parayı fahişelere ve biraya yatırmaktır; çünkü bunlar halen Amerika’da üretilen yegane ürünlerdir. Ben kendi üzerime düşeni yapıyorum.
![]() |
Geçtiğimiz pazar bizim ekibin yazılım geliştirme yöneticisi Sezai Yılmaz ile Fortify eğitimi için İspanya’ya gittik, perşembe akşamı da döndük. Vakit bulursam (bu ara pek sıkıntılıyım) İspanya ile ilgili de yazmak isterim ama unutmadan THY ile ilgili anılarımı kaydetmek istedim, unutmak istemiyorum. |
Hem gidiş hem de dönüşte birlikte seyahat ettiğimiz THY kabin ekibinin ciddi İngilizce problemleri vardı, uluslararası uçuşlarda bunu gördüğüme çok şaşırdım. Gidişte İspanyol yolculara chicken or pasta diyeceğine chicken your pasta deyip cevap almayı bekleyen hostes içimi cız ettirdi. Düzeltmek için müdahale etsem ukala damgası yiyeceğim diye müdahale de edemedim ama chicken your pasta? sorusuna aval aval bakan yabancıların durumu da tahmin edemeyeceğiniz kadar komikti.
Gidişte kabin ekibinden bir beyefendi ile ahbap oldum, yeni laptop almış. Laptop’ının ses kartı problemlerini giderdim, karşılığında bizi business class boş, sizi oraya alayım rahat edersiniz dedi ama kendime yediremedim; gitmedik. Onun yerine bize çok sayıda korsan film kopyaladı. Yolda ve İspanya’da kaçırdığım filmlere vakit ayırma imkanı buldum. Casino Royale ve The Detonator’ı seyrettim, her ikisi de çok iyiydi; diğerleri sırasını bekleyecek.
Dönüşte Madrid’de hava alanında tek sürünen yolcu grubu THY yolcularıydı. Sadece check-in sırasında 45 dakika beklemek zorunda kaldık, hiç bu kadar beklememiştik. Dönüş yolunda da hosteslerin ingilizcesi ciddi şekilde zayıftı, yolcuları ile güç bela anlaştılar.
Yolculuğun en rezil tarafı ve THY’nin ingilizce bilmeyen kabin ekibinden çok ama çok daha beter ayıbı İstanbul’dan Ankara’ya dönüşte hava alanında beklememizdi. 21:00 uçağı için salona 20:40′ta gittik. Saat 21:00′a kadar tehir anonsu yapılmadı, saat 21:05′te bir hanımefendi lütfetti geldi ve 21:20′de uçağa binebildik. THY tehir duyurusu yapmadığı için resmi olarak zamanında kalkış performansını da (sanırım) bozmamış oldu, olan bize oldu.
Parası ile bilet satıyorlar, alıyoruz, kalkış gecikiyor ve bize hiç bir açıklama yapılmıyor, sonunda THY kağıt üzerinde gecikmiyor ve performansı üst düzeyde kalıyor. Yaşasın THY, yaşasın bize çektirdiği rezillik.
Pro-G’de yazılım geliştirme ekibimizi yöneten Sezai kendisine Toys’R'Us’ın yeni satmaya başladığı uzaktan kumandalı küçük helikopterlerden birisini almış. İlk denemelerini de bizim için kaydetmişler: