TÜBİTAK Yazısı ve Sonrası

TÜBİTAK BT Sektörü İçin Bir Tehdit Midir başlıklı mesajımdan/yazımdan sonra çok sayıda geri dönüş aldım. Yazılı ve sözlü geri bildirimde bulunan herkese çok teşekkür ediyorum. Kısaca geri dönüşlerle ilgili bilgiyi buradan da paylaşmak istedim:

Yazıyı okuyanların pek çoğu özünde TÜBİTAK’ın özel sektör ile rekabetinin sağlıksız olduğunda birleşiyor. Bu görüşe TÜBİTAK çalışanlarından da telefonla arayarak ve fiziksel karşılaşmalarda görüş belirterek katılanlar olması bence dikkate değerdir.

Bu özün dışında, TÜBİTAK’ın (ve özelde UEKAE’nin) aslında ülke için çok sayıda anlamlı ve çok önemli hizmet sağladığından dem vuranlar oldu. Yazımda da bahsetmiştim; TÜBİTAK’ın ve UEKAE’nin özellikle savunma sanayi için katkısının görebildiğim kadarı ile sorgulanabilir bir yanı da yoktur. Ben TÜBİTAK’ı başarısız olduğu için eleştirmiyorum; içinde yer almasının makul olmadığı alanlarda yer aldığı için eleştiriyorum.

Geri bildirimlerden birisi TR-CERT’in çok önemli bir kamusal TÜBİTAK projesi olduğundan söz ediyordu; bu görüşe kısmen katılmıyorum. Bana göre TR-CERT, TÜBİTAK’ın bilgi/bilişim güvenliği sektörünün kontrolünü eline geçirmesi, konu ile ilgili her konudan haberinin olmasının sağlanmasının anahtarıdır. En az kamu yararı kadar TÜBİTAK yararını da gözeten bir projedir. Ben de sektörün direksiyonunu nasıl elime alacağımı irdelesem, TR-CERT kurmak en öncelikli eylemlerimden birisi olurdu.

Pardus projesi ile ilgili bir değerlendirme soran bir ağabeyim de oldu. Kısaca yazayım; belki daha sonra tekrar ve daha uzun yazarım: Bana göre TÜBİTAK’ın ticarileşen vizyonunun oldukça dışındaki Pardus projesi kahramanca çalışan proje ekibi olmasa ayakta duramayacak bir projedir. Bence TÜBİTAK yönetimi bu projeyi ticarileşebilir bir proje olarak görerek yatırım yaptı ama geldiği yerde çok da para kazandırmadığı görüldü. TÜBİTAK bu projeden ticari fayda elde etmediği (ve kısa vadede edemeyeceği için) proje sırtında yüktür. Mahalle baskısından korkmasa  bir günde Pardus’u gömerdi ama bunu da yapamıyor. Başka bir şemsiye altında Pardus çok daha kısa sürede çok daha büyük bir kullanıcı bazına ulaşırdı bence. Pardus’tan bir şey olmaz demiyorum, aksine bir ürün olarak çok önemli kazanımlar var ama şemsiye çok kısıtlayıcı diye düşünüyorum.

Tweet This!
This entry was posted on Sunday, February 1st, 2009 at 11:32 pm and is filed under Güvenlik, Hayat, linux. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

3 comments

Mert:
 1 

Merhaba,

Pardus hiç bir zaman para kazanman kaygısı ile yapılıyormuş izlenimi bırakmadı bende. Hemen her alanda hazır araçları kullanmak yerine kendi çözümünü sıfırdan üretmesi, projenin başladıktan sonra uzun bir süre ürün çıkarmaması ve bazı geliştiricilerin profesyonel olmaktan uzak tavırları, Pardus’un daha çok prestij, reklam, MS ihalelerinde fiyat düşürmek için koz ve teknolojiden geri kalmamak, vb. adına yürütülen bir proje olduğu izlenimi bıraktı bende.

February 2nd, 2009 at 11:37 am
dayioglu:
 2 

@Mert: Ben bundan farklı bir şey söylemeye çalışmamıştım. Pardus ekibinin ya da projenin değil, TÜBİTAK yönetiminin ticari bakışı ile ilgili bir problem olduğunu düşünüyorum.

February 2nd, 2009 at 10:57 pm
 3 

güzel değil idre bile edilmez bişi

March 3rd, 2009 at 10:15 pm

Leave a reply

Name (*)
Mail (will not be published) (*)
URI
Comment