THY ile İspanya Seyahati Anıları

Aug 4th, 2007 Posted in Geyik | one comment »
Geçtiğimiz pazar bizim ekibin yazılım geliştirme yöneticisi Sezai Yılmaz ile Fortify eğitimi için İspanya’ya gittik, perşembe akşamı da döndük. Vakit bulursam (bu ara pek sıkıntılıyım) İspanya ile ilgili de yazmak isterim ama unutmadan THY ile ilgili anılarımı kaydetmek istedim, unutmak istemiyorum.

Hem gidiş hem de dönüşte birlikte seyahat ettiğimiz THY kabin ekibinin ciddi İngilizce problemleri vardı, uluslararası uçuşlarda bunu gördüğüme çok şaşırdım. Gidişte İspanyol yolculara chicken or pasta diyeceğine chicken your pasta deyip cevap almayı bekleyen hostes içimi cız ettirdi. Düzeltmek için müdahale etsem ukala damgası yiyeceğim diye müdahale de edemedim ama chicken your pasta? sorusuna aval aval bakan yabancıların durumu da tahmin edemeyeceğiniz kadar komikti.

Gidişte kabin ekibinden bir beyefendi ile ahbap oldum, yeni laptop almış. Laptop’ının ses kartı problemlerini giderdim, karşılığında bizi business class boş, sizi oraya alayım rahat edersiniz dedi ama kendime yediremedim; gitmedik. Onun yerine bize çok sayıda korsan film kopyaladı. Yolda ve İspanya’da kaçırdığım filmlere vakit ayırma imkanı buldum. Casino Royale ve The Detonator’ı seyrettim, her ikisi de çok iyiydi; diğerleri sırasını bekleyecek.

Dönüşte Madrid’de hava alanında tek sürünen yolcu grubu THY yolcularıydı. Sadece check-in sırasında 45 dakika beklemek zorunda kaldık, hiç bu kadar beklememiştik. Dönüş yolunda da hosteslerin ingilizcesi ciddi şekilde zayıftı, yolcuları ile güç bela anlaştılar.

Yolculuğun en rezil tarafı ve THY’nin ingilizce bilmeyen kabin ekibinden çok ama çok daha beter ayıbı İstanbul’dan Ankara’ya dönüşte hava alanında beklememizdi. 21:00 uçağı için salona 20:40′ta gittik. Saat 21:00′a kadar tehir anonsu yapılmadı, saat 21:05′te bir hanımefendi lütfetti geldi ve 21:20′de uçağa binebildik. THY tehir duyurusu yapmadığı için resmi olarak zamanında kalkış performansını da (sanırım) bozmamış oldu, olan bize oldu.

Parası ile bilet satıyorlar, alıyoruz, kalkış gecikiyor ve bize hiç bir açıklama yapılmıyor, sonunda THY kağıt üzerinde gecikmiyor ve performansı üst düzeyde kalıyor. Yaşasın THY, yaşasın bize çektirdiği rezillik.

Tweet This!

Petrol Ofisi’nden Kola Bombası

Aug 4th, 2007 Posted in Hayat | 2 comments »
patlak kola Dün akşam her lazım olduğunda yaptığım gibi bulduğum ilk Petrol Ofisi istasyonuna daldım, benzin aldım. Ödemesini yaparken yıkama mı verelim, kola mı? sorusuna arabamı hiç benzincide yıkatmadığım için kola cevabını verdim ve iki kutu kola aldım. Eve geldiğimde kolaları eve çıkartmayı unuttum ve bugün sabah da arabamı iş yerinin önünde bir yere park ettim. Kola kutuları uzun süre güneş altında kalıp öğlen sıcağını yedikçe şişmişler. Yarım saat önce arabaya gittiğimde birisinin üst kısmı epeyce şişmiş hatta hafifçe tıslatarak gaz kaçırmaya da başlamıştı. Hemen problemli gördüğüm kutuyu arabadan dışarı çıkartıp çöpe bıraktım.

Diğer kutuyu muayene ettim, formu bozulmamıştı. Yavaşça kutuyu aldım ve arabanın sağ koltuğunda ayak altı bir yere gölgeye bıraktım. Yüz metre gitmiştim ki büyük bir gürültü ile kutu patladı, arabanın içerisinde ne var ne yoksa kolaya bulandı. Kıyamayıp atmadığıma pişman oldum, bana da ders olsun ama malzemenin üst kısmı (çekip açılan kapak değil tüm üst yüzeyi) da pek şirin çıktı. Sonuçta, kendi şapşallığım sonucunda Petrol Ofisi’nden kola bombası almış oldum. Kulağıma küpe, bir daha arabada (gölgede bile olsa) teneke kutu bırakırsam iki olsun.

Tweet This!