Bir Pro-G Pazar Fotoromanı

Bu pazar Can’ı uğurlamak üzere sabah 10:00′da buluştuk ve 13:30′a kadar kahvaltı keyfi yaptık. İstanbul’dan Algın abi ve Halil’in yokluğunu hissetmedik desem yalan olur. Yine de bir kaç eksiğe rağmen yirminin üzerindeydik ve keyifli bir veda birlikteliği oldu.

canveda - can-ve-umut Günün onur konuğu doktorumuz sabaha oldukça neşeli başlamıştı, formundaydı. Ortalıkta çok çocuk vardı ve doktor hemen hepsiyle teker teker ilgilendi. Bizim Bülent ve Umut, Sezai’lerin Mert ve Yiğit, Meltem’lerin Elif Duru doktorun yakın ilgisinden nasiplerini aldı.
 
Bazılarımız çok oburdu ve daha servis bile başlamadan garsonların başının etini yiyerek yemeğin başına çöktü. Savaş (sol baştaki) bir yere kadar ama diğer arkadaşlarımın (soldan sağa Ülkem, Erkin ve Can) ebatlarından durumun aslında sıradışı da olmadığı görülüyor. Canları sağolsun, afiyet bal şeker olsun. canveda - oburlar
 
canveda - meltem-elifduru Obur deyince Elif Duru’yu unutmamak lazım, her zamanki gibi bombaydı. Yandaki resimde hanımefendiyi kendisini karpuza vermiş halde görüyoruz. Boyuna posuna bakmadan kendi başına karpuz yemeye kalkarsa böyle olur.
 
Etraftan kızlar ay ne şirin bebekler, havuz kenarında ne güzel uyuyorlar deyince Savaş bebeklerle yakından ilgilenerek sempatik olmaya ve kızların ilgisini çekmeye çalıştı. Çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim, günü skorsuz kapattı ama onu öyle de seviyoruz. Otomobillerde en soldaki pedalın adının debraj olduğunu iddia eden ve Korhan’ın debriyaj olm o debriyaj açıklamalarına tamam işte, debraj diyebilecek kadar kendinden emin mutluluk kaynağımız bizi gene gülmekten öldürdü. canveda - savas-bebekler
 
canveda - asabimert Öğrendik, bu ara Yılmaz pansiyon çok yoğun değilmiş. Ankara’da Etlik tarafında konaklayacak yer arayanlara öneririm, temiz ve canayakın işletmecileri var. Yanda Yılmaz ailesini (Meryem, Mert, Sezai) görüyoruz. Aslan parçası Mert her zamanki gibi ne bulursa sildi süpürdü, yarasın diyorum. Dikkatli gözler Mert’in asabi bakışlarının nereye yoğunlaştığını merak ediyor olabilir; bir lokma börek de bana versene Mert diyen Emel’e…
 
Bazen ayrılıklar ve yeni başlangıçlar iç içe geçer (çok içli oldu be). Akın aramıza yeni katılıyor, Haziran ayı içerisinde satış ekibimizde görev yapmaya başlayacak. Can’a vedaya nişanlısı Bahar ile birlikte geldi. İlk defa ekiple bir araya geldiler, ne düşündüler bilmiyorum ama muhtemelen hafif sıyrık bir grup olduğumuzu düşünmüşlerdir. Akın’a aramıza yeni katıldı diye kıyak yaptım. Rakının dibine vurmuş gibi baktığı fotoğrafı da vardı ama onu koymadım. canveda - akin-ve-bahar
 
canveda - sinan Sinan abi olur da siyaset olmaz mı. Ah be Ülkem, cümle içerisinde o adamın adını geçirmeyecektin. Coşturdun gene müdürümü, verdi kendini memleketi kurtarmaya. Şerefsiz bunlar, yiyip bitirdiler ülkeyi diye girdi, çıkamadı. El kol hareketine lütfen dikkat, sinir had safhada. Yaklaşmayın, çarpar. Şampiyonluktan bahsedin, sakinleşsin…
 
Yok be Savaş’çığım. Sana çocuklara ilgi göster, kızlar çocukları seven erkeklere bayılır dedi bilmiyorum ama abartıyorsun. Bülent’le ilgilendiğin için de çok teşekkür ederim ama o oyuncakların tepesine çıkıp karizmayı sarsmasan daha iyi olurdu kanımca. Kitap oku, şiir öğren, rakının yanında şalgam değil su iç (Adana’lı değilsin neticede), yobaz olmamak lazım deme, bana da sana çok takılıyorum diye kızma… canveda - savaspark
 
canveda - onursikkin Onur’un canı sıkkındı, niye olduğunu da anlatmadı. Belki yüksek lisans için İsveç’e gidip gitmemeye bir türlü karar veremediğinden, belki de konuşmak istemediği başka bir şeyden ama pek keyifsizdi. Onu eğlendirmek için çok çabaladık, bir ara Selami, Korhan ve Hatice şirin şirin pozlar verdirerek fotoğrafını çekmek istedi ama onlara bile pas vermedi.

Bu fotoroman bitmez, foto dizi olur. Yazarın uykusu gelir, yarın devam eder…

Leave a Reply